Ne yazık ki Kore Edebiyatı ülkemizde hiç tanınmıyor. Tanınabilmesi için gereken asgari şartlar da oluşmuş değil zaten. Misal daha iki hafta önce çıkan bu kitap, Kore Edebiyatından Türkçeye çevrilmiş on dokuzuncu eser olma özelliğini taşıyor. Koskoca bir ülke edebiyatından henüz on dokuz tane eser çevrilmiş durumda, ne acı! Han Kang'ın 'Vejetaryen' ile dünya çapında yakaladığı başarı, sanırım biraz önünü açacak Koreli yazarların. En azından Hwang Sok-yong'un kitabının yayımlanabilmesi, bana kalırsa tamamen buna dayanıyor ve umarım devamı gelir.
Çeviri koltuğunda Koreceden çeviri yapabilen iki çevirmenden biri ve aynı zamanda en yetkini olan S.Göksel Türközü var. Çevirileri arasında stil olarak bir istikrar olmadığını görüyorum. Bence Göksel Türközü çevirilerinde, çevirdiği yazarın orijinalindeki anlatımına Türkçesel karşılık bulmaya gayret ediyor. Zira bu benim üçüncü ya da dördüncü Türközü çevirisi okumam ve hepsinin hissettirdiği bambaşkaydı.
Hwang Sok-yong Türkçede ilk kez okuma fırsatını bulduğumuz isimlerden. Diğer Güney Koreli yazarlardan ayrı olarak, Hwang'ın kimlik ve yurt kavramlarına yaklaşımı daha farklı. Güney ya da Kuzey diye ayırmadan kendini Koreli olarak tanımlayan yazar, eserlerinde de bu çember etrafında çok sık dönmüş ve bunu doğru bir şekilde dile getirmiş olmalı ki, hem Kuzey de hem de Güney de en sevilen yazarlardan biri şuanda. Ben açıkçası kitabı okurken yazarın hayatını çok merak ettim. Beni sürekli olarak yazara doğru itti metin. Bunun üzerine yaptığım araştırmalarda, yazarın hayatının zor bir sürgünde geçtiğini gördüm. O yüzden esere sinen 'öteki' kavramının, nedenlerini nasıllarını daha iyi anlamlandırabildim.
Çok sayıda esere sahip olan Hwang Sok-yong'un uluslararası başarı kazanmış sekiz eserinden bir tanesi 'Prenses Bari'. 2007 senesinde Kore'de yayımlanan 'Prenses Bari', 2015'te İngilizce'ye çevrilmiş; sonrasında da diğer dünya dillerine çevrilmeye başlanmış. Kitaba ismini veren Prenses Bari aslında Kore mitolojisinde yer alan bir karaktermiş. Ben bunu araştırdığımda, karşıma çok iyi tanıdığım bir başka mitolojik karakterin çıktığını gördüm: Kharon. Bildiğiniz üzre Kharon, ölülerin ruhlarını kayığıyla bir yerden bir yere taşıyan, hiçlik komutanı, para azmanı bir varlıktır. Korenin Prenses Bari efsanesi de buna oldukça benziyor ancak elbette Uzak Doğu'dan çıkmasına alıştığımız o yoğun sofistike yaklaşım burada da var. Zaten zaman zaman fantastikleşen öykü, bunu ancak bir ayağını yasladığı doktrinlerle sınırlar içinde tutmayı başarıyor. Yine 2017 senesinde yayımlanan başka bir kitap olan Natsuo Kirino'nun 'Tanrıçanın Günlüğü' romanını anımsattı bana sık sık. Temelde ise, net bir sistem eleştirisi görüyoruz. Sisteme, Bari ile direniyor Hwang Sok-yong. İlk yarısını çok beğenerek okudum kitabın. O ilk yarıda, Kuzey Kore'de geçen bir kurmaca öykü okutuyor ve Kuzey Kore'nin baskıcı ülke profili net bir şekilde veriliyor. Sonrasında sessizce direnmeye başlayacak Bari'yle özdeşleşmemiz için tohumları atıyor. Bu anlamda tarihsel arka planı derinlikli olmasa bile, son derece ilgi çekici olduğundan bana keyif verdi.
Göçmenlik, ötekilik, terör, devlet, kimlik problemi... Hepsinin başrolde olduğu bir çatışmalar yumağı bu öykü. Hiçbir özgürlüğü olmayan, sadece yaşama hakkı için, en sert savaşlardan birini vermekle hayatını geçiren Bari'nin öyküsü bu. Aynı zamanda insanların ayaklarına bakıp, hayatlarını güzelleştirebilen; herkesten farklı antik bir ruhu içinde taşıyan özel bir kızın öyküsü.
Totaliter ve sefil Kuzey Kore; acımasız insanlarla dolu Çin; son çare olarak görünen içinde debelenilen ama asla oraya ait olunamayan Avrupa. Çağın konjonktürüne çok iyi uyan bir öykü yazmış yazar. Beğenmediğim, karikatür bulduğum bazı yerleri oldu ama bunlar bahsetmeye değecek nitelikte değil:)
Yazar senelerce Pyongang ve Seul hükümetlerinin bir araya gelmesi için çalışmalar yürütmüş, çok kere iki ülke ile de görüşmüş. Hatta Kuzey Kore ile yaptığı görüşmeleri yüzünden suçlu bulunmuş ve Güney'de hapse atılmış. Bu konuda yazması konusunda sansürlenmiş. Fakat buna rağmen vazgeçmemiş, böyle bir eser ortaya koymuş. Bu çabası ve hala verdiği savaşı bence çok güzel ve değerli.
Kore'den daha çok eser çevrilmesi için, hali hazırda çevrilmişleri okuyalım lütfen.
İyi okumalar!
7.5/10