Mahfi Eğilmez bu romanında kamu ihalelerindeki yolsuzlukları araştıran bir maliye müfettişini, o yolsuzluklarla bağlantılı görünen cinayeti aydınlatmaya çalışan polis komiserini, aynı konuyu farklı açıdan soruşturan savcıyı ve olayların peşinden koşan bir gazeteciyi nefes nefese bir takip içinde buluşturuyor.
MAHFİ EĞİLMEZ, İstanbul’da doğdu. A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden ekonomi ve maliye lisansı, Gazi Üniversitesi’nden kamu maliyesi doktorası aldı. 1972 yılında Maliye Müfettişi olarak başladığı kamu hizmetinden 1997 yılı sonunda Hazine Müsteşarı iken ayrıldı. 2006 yılına kadar özel kesimde yönetim kurulu başkanlık ve üyeliklerinde bulundu. Halen İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde Ekonomi Politikası dersi veriyor, Radikal gazetesinde ve CNBC-e Business dergisinde köşe yazıları yazıyor, NTV ve CNBC-e televizyonlarında yorum yapıyor. Hitit tarihini ve onun gizemli yönlerini araştırmak Eğilmez’in başlıca hobilerinden birisi. Önceleri bunu ekonomiyle sınırlı tutarken, zaman içinde Hititler üzerine öyküler yazmaya başladı. Hititler üzerine yaptığı çalışmaları nedeniyle Çorum ili ve Boğazkale ilçesi (Hattuşa) fahri hemşehriliği ve Türkiye Eskiçağ Bilimleri Enstitüsü muhabir üyeliği ile onurlandırıldı. Bundan başka yayımlanmış kitapları bunlardır: Katma Değer Vergisi (1973), IMF, Dünya Bankası ve Türkiye (1997), Hazine (5. basım, 2006), Light Günlük (5. basım, 2007), Krizleri Nasıl Çıkardık? (Ercan Kumcu ile 2. basım, 2001), Ekonomi Politikası (Ercan Kumcu ile 10. basım, 2006), Hitit Ekonomisi (2006), Anitta’nın Laneti (8. basım, 2007).
Bir cinayet romanı gibi görünmesine rağmen, içinde bulunduğumuz çürümeyi anlatan müthiş bir roman. Çok akıcı ve merak uyandırıcı bu hikayede, kurgu son derece özenli ve her detayıyla düşünülerek hazırlanmış. Sağlam bir anlatım ve mantık akışı var. Sistem olarak, bölümler arasında enerjik bir anlatım sağlanmış. Karakterler güçlü ve kişilikleri oturmuş. Diyaloglar -Murat’ın Hale ile Müfettişlikteki konuşması hariç- yapaylıktan uzak ve güncel Türkçe ile yazılmış. Son yıllarda birçok romanda rastladığımızın aksine, Türkçe kullanımı hatasız.
Günümüzde, yolsuzlukların üzerine gitmek için, kamu kurumları arasında -artık unutulan ve yok olan bir şekilde- mutlak bir işbirliği olması gerekliliğine, basın özgürlüğüne hepimizin sahip çıkmasının zorunluluğuna ve herşeye rağmen, sistem içerisinde hala güvenebileceğimiz kamu emekçilerinin varlığına müthiş bir örnek oluşturuyor.
Sadece bazı bölümlerde, gereksiz detayda açıklamanın ritmi bozduğunu söyleyebilirim.
Okurken zaman zaman bir Ahmet Ümit kitabının içerisinde olduğum hissine kapılmadım değil. Çok beğendim.
Diğer taraftan, 22 yıl kamu kurumlarında çalışmış ve yöneticilik yapmış biri olarak, kötü yönetimin, bağlılık, yararlı olma, sorunları aşma yolunda özveri ile çalışan kamu emekçileri üzerinde yarattığı küskünlüğü ve cendere misali sıkışmışlığı mükemmel bir şekilde anlatmış olduğunu söyleyebilirim.
Son olarak, kitabın son sayfasındaki soruların yanıtlarını bilmek istiyoruz.
Mahfi Hoca - kitaptadaki Murat karakterine de yaptırttığı üzere - rapor üzerinde çalışmaktan yorulunca polisiye okuyor demek ki. Kurgu yazmaya karar verdiğinde polisiye tercih etmesi, yerli polisiyenin gelişimi adına mutluluk verici!
Kitabı zevkle okudum. Maliye müfettişinin kamu yolsuzluklarını ortaya çıkarması kısmındaki detaylarda herkesin öğreneceği çok şey var.
Diğer taraftan, hem polisiye öğeler hem de kurgu yazım teknikleri bakımından gelişmeye açık kısımları olduğunu - naçizane - düşünüyorum:
1) SPOILER: Murat'ın Google Maps Timeline uygulaması üzerinden hacker kullanarak Emre'nin yerini tespit ettirmesini fazla ileri buldum. Bir maliye müfettişinin amatör dedektifçiliğe soyunup cinayeti soruşturmaya karar vermesini ve bu kadar ileri gitmesini yadırgadım. Diğer taraftan, cep telefonu yanında olan Emre'nin (cep telefonu yanında olmasa zaten Google Maps çalışmayacak) cep telefonu konum bilgileri mobil operatör üzerinden savcılık talebiyle basitçe çıkartılabilirdi. Polisin ve savcının Emre'yi şüpheli görmelerine rağmen bu incelemeyi yaptırtmayı akıl etmemelerini, Emre hakkında ayak izi haricinde kanıta sahip olmadıklarını düşünmelerini, üzerine üstlük konum bilgisini (dolambaçlı ve yasa dışı yollardan) bulduğu için Murat'a teşekkür etmelerini tuhaf buldum. SPOILER bitti.
2) Katil ve kayıp sevgiliye ilişkin kısımlar deneyimli polisiye okuru için sürpriz olamadı. Özellikle katil, kitabın karakterleri tarafından kitabın ortasından itibaren defaatle işaret edilmişti.
3) Kişilerin buluştukları veya telefonla konuştukları kısımlarda ihtiyaç duyulmayan, tekrarlayan ve okuru yoran diyaloglar var. Misal: "Nasılsınız?", "İyiyim teşekkür ederim, siz nasılsınız?", "Size ne ikram edeyim?", "Bir çayınızı alırım.", "Size konum atıyorum.", "Tamam teşekkür ederim.", "Görüşmek üzere.", "Görüşmek üzere." gibi kısımlar kitap içindeki her diyalogda mutlaka tekrar ediyor. Yalınlaştırma iyi olabilir.
4) Okura bilgi aktarmaya yönelik kısımlarda da tekrarlar çokça. Misal, İsviçre'deki banka hesaplarına ilişkin bilginin resmen alınamayacağı asgari 5 kere tekrar ediliyor. Veya "Murat xxx olabileceğini düşündü." dedikten iki cümle sonra, Murat telefonda "xxx olabileceğini düşünüyorum..." diyor. Mahfi Hoca bilgileri öğrencilerine pekiştirttiği gibi okura tekrar tekrar okutturarak pekiştirtmek istemiş :)
5) Kadın karakterleri kadın doğasına aykırı buldum: Eski eş Gülşen, çocuğunu söz verdiği zamanda almayan, kendilerini tehlikeye atan, işten atılması an meselesi olan babaya karşı abartılı derecede hoş görülü ve endişesiz. Adeta mekanik. Rüya'nın yaşanılan geceye dair Murat ile konuşmak için hiçbir çabası olmaması da bir o kadar garip.
İşini layığıyla yapmaya çalışan kamu emekçilerinin karşılaştıkları zorlukları güzel anlatan bir roman olmuş. Kamu kurumlarının dünyasına yabancı olan okurlar için öğretici olacaktır. Ayrıca tüm yolsuzlukların açığa çıkartılabildiği, tüm gazetelerin yolsuzlukların üzerine gidebildiği, yolsuzlukları araştıranların neticede görevlerine devam ettiği - hatta terfi ettirildikleri - umut dolu bir metin olmuş.
Mahfi hocam niye roman yaziyor diye dusunuyordum megersem icindekileri atabilmek icin yaziyormus bunu da Midas in kuyuya bagirarak sakinlesen berberi hikayesiyle ilan etmis. Karakterleri begendim plottingi daha duz ve tahmin edilebilir buldum devam ederse o da iyilesecektir.
Üniversite yıllarımda ekonomi alanında öğrenim gördüğüm için Mahfi Eğilmez'i o dönemde okuduğum ekonomi kitaplarından tanıyorum. Aynı zamanda çok popüler olan ve güncel ekonomik olaylar hakkında bilgi veren bir blog'a sahip. Yazarın uzmanlığı olmadığı bir alan olduğu için aşırı bir kritik içerisine girmek istemiyorum ancak romanda neredeyse tüm karakterlerin resmi bir konuşma diline/cümle kurgusuna/kelime kullanımına sahip olmaları oldukça eğreti duruyor. Romandaki karakterlerden polis komiserinin konuşma şekline baktığınızda asıl işinin beş yıldızlı bir otelin resepsiyonunda görev almak olduğunu, hobi olarak komiserlik yaptığını düşünebilirsiniz. Bir diğer sorun ise okuyucuyu herhangi bir sürprize hazırlamaması. Olaylar beklendik ve sıkıcı bir şekilde ilerliyor. Aslında güzel işlenebilecek bir hikayeye sahip ama bunu yeterince işleyebildiğini düşünmüyorum. Belki de fazla detaya girmenin genel okuyucu kitlesini sıkacağını düşündüğü için bunu tercih etmedi, bilemiyoruz. Sonuç olarak; bu kitap yerine vaktinizi daha iyi bir romanla geçirebileceğinizi belirtmek isterim. Okumamış olanlar pek bir şey kaybetmeyecektir.
Arkadaşlarım “Inferis’i okudun mu, nasıl buldun?” diye soruyorlar. Cevabım “okudum, nasıl bulduğum konusunu hala düşünüyorum…” Hikaye ilgi çekici ve güncel, kamu ihalelerine katılan bir müteahhit arkasında yolsuzluk söylentileri bırakarak öldürülür. Eş zamanlı olarak bir komiser cinayeti, bir maliye müfettişi maktulün şirketinin karıştığı iddia edilen yolsuzlukları, bir savcı ise yine yolsuzluklarla bağlantılı olarak maktulün kurucusu olduğu vakfı, bir gazeteci ise bu olayların tümünü araştırmaya başlarlar… Genel olarak romanın dilini ve anlatımını sevdim. Mahfi Eğilmez zaman zaman çok detaya kaçsa da gerçekçi karakterler yaratarak iyi kurgulanmış bir hikaye anlatmış. Polisiye açısından bakınca hayal kırıklığına uğradım, katil ve cinayet sebebi hemen baştan belliydi, dolayısıyla merakla katil kovalayamadım ya da acaba bu cinayet niye işlendi diye düşünemedim. Ancak yazarın hakkını teslim etmem lazım, farklı açılardan bu meseleyi araştıranların başına neler gelecek acaba sorusu kitap boyunca beni sürükledi.
İlk okuyuşumda üç yıldız vererek haksızlık etmişim bu kitaba. Sadece polisiye olarak düşünülmemesi gereken; devlet yapısını, bürokrasinin işleyişini anlamak için mutlaka okunması gereken bir kitap.
Paranın, kitabını da cehennemini de yazarım demiş ve yazmış ekonomist Mahfi Eğilmez. Elimden bırakamadan merakla okudum. Toplumun yapısını en iyi yansıtan edebiyat türünün, suç dünyası ile ilgili anlatılar olduğunu düşünüyorum. En basitinden bireye içinde yaşadığı topluluğa bir bakış açısı kazandırıyor. Yalanın harmanı olmaz. İşte İnferis’te paranın da harmanı olamayacağını anlatıyor. Nerede durursa dursun, ister ak ister kara olsun harmanı olmuyor.
Hikaye kendi içinde tutarlı, bütün ayrıntılara dikkat edilmiş, polisiye sevenleri bu açıdan üzmez. Ama biraz resmi bir dille yazılmış sanki, kitap akmıyor. Hikayenin nereye varacağını merak ettiği için okuyor insan.
Eli yüzü düzgün, güncel, ekonomiyle ilgili bir polisiye okumak istiyorsanız öneririm. Ama içine girmek için biraz ekstra çaba sarf etmeniz gerekecek.
Düzgün bir dille, detaylara dikkat ederek yazılmış temiz bir roman. Belki biraz fazla temiz, yer yer "Nasıl Dan Brown Gibi Roman Yazılır?" tarzı bir rehber takip edilerek yazıldığı izlenimini uyandırıyor. Kitabı okurken içimde hep bir sonraki bölümde daha ilginç olacağı umudu vardı ama bu umut gerçekleşmedi, ne çok sıkıcı ne de çok heyecanlı olmadan tamamlandı.
Mahfi Eğilmez, zamanında Hazine Müsteşarlığı yapmış Tr’nin en önemli ekonomistlerinden biridir. Yıllardır ‘Kendime Yazılar’ adlı bloğunu takip ederim, blogda bir polisiye roman yazdığını görünce şaşırdım ve tabi ki hemen temin ettim. Vermek istediği mesaj aşikardı ve beklentimi karşıladı.
Sanırım her insanın içinde bir polisiye yazma isteği vardır. Bilgece olan o isteği dizginleyebilmek.
50 sayfa kuralımı esneterek 100 sayfa işkence çektim. Gerçekten çok yavan yazılmış; diyaloglar gerçeklikten uzak, her soyadının kısaltması çok saçma, karakterlerin içi boş npc misali davranıyorlar, bir romancının yazacağı satılardan çok yapay zeka eseri gibi plastik betimlemeler....
Mahfi hoca kendi alanında yazsa çok daha üste çıkabilecekken acemice yazılmış bir roman koymuş ortaya.
Mahfi Eğilmez'in ekonomi yazılarını, kitaplarını beğenerek okuyorum. Bu defa övgüler alan romanını okuyup bu alandaki başarısını da görmek istedim ama maalesef benim için hayal kırıklığı oldu. Cinayet romanı gibi başlayıp sonrasında tekrarlara düşen bir mali soruşturma romanı olarak biten bir deneme olmuş. Romanın en büyük sorunu karakterlerin sığlığı. Diyaloglar çok monoton ve birbirinin benzeri olmuş. Karakterler hep çok kibar konuşuyorlar (polisler bile !!!). Bazen karşılıklı bir konuşmada hangi karakter hangi sözü söyledi karıştırmak mümkün çünkü konuşanların kendine özgü bir konuşma tarzları yok. Mahfi hoca bazı detayları da gereksiz kullanmış. Mesela müfettiş Murat'ın evinin detayı sanki o evde katil ile bir mücadele olacakmış gibi verilmiş. Halbuki romanın hiçbir noktasında böyle bir aksiyon bölümü yok. Roman zaman zaman müfettiş Murat'ın "sabah kalktı, duşunu yaptı, piposunu yaktı" tekrarları ile adeta bir günlük havasına bürünüyor. Mahfi hoca belli ki bu romanı içinden geldiği devlet yapısının yozlaşmasını ve kamu ihalelerindeki usulsüzlükleri anlatabilmek isteği ile yazmış. Keşke bir cinayet romanı olarak lanse edilmeseydi.
Polisiye romanlardan pek hoşlanmam.. Ancak yazılarını, yorumlarını uzun yıllardır takip ettiğim bir ekonomist olan Mahfi Eğilmez’in nasıl bir roman yazdığını merak ettiğim için okumak istedim İnferis’i.
Bence kitap bir polisiye roman değil. Kamu ihalelerinde yapılan yolsuzluklar ve rüşvet çarkını çok güzel anlatan bir kitap. Konuyu çok gerçekçi buldum. Anlatım ve kullanılan Türkçe çok iyi. Sadece bazı yerlerde biraz fazla detay var. “Cüzdanını çıkarttı, şöföre parasını ödedi ve taksiden indi” benzeri…
Karakterlerin akış içinde yollarının nasıl kesişeceğini merak ederek bir solukta okudum.
İnferis Mahfi Eğilmez’in kara üçlemesi olarak anılan serinin ilk romanı. 2020’de yayınlanan bu romanın ardından 2021’de serinin ikinci kitabı olan Sahte Sultan ve 2023 yılında da üçüncü kitap olan Fon yayınlanmış. İlk fırsatta bu kitapları da okuyacağım.
Mahfi Eğilmez ismini ilk defa Sahte Sultan isimli eserinden duymuştum. Tarzı Ahmet Ümit benzeri konuları, gayet akıcı ve güzel anlatımı ile heyecan verici. İnferis başlı başına ayrı bir vaka olmuş. İlk bölümlerde olayın emniyet kanadında ilerleyecegi düşünülürken sonradan mali kanatta sonuçlanması ve sonuç biçimi beni şaşırttı. Hikayede ele alınan konu itibari ile Türkiye gerçeklerini açık seçik ortaya koyarken, sonuç bölümünde tam bir ütopya ile karşılaşıyorsunuz. Gerçek hayatta işler bu şekilde bitmiyor maalesef. Ve yaşanan olay artık o kadar sıradan ki, daha işin başında bile az çok doğru tahminlerde bulunabiliyorsunuz. Genel itibari ile ben kitabı, yazarın konuları ele alış biçimini çok beğendim. Umarım bu çizgisini bozmadan devam eder.
This entire review has been hidden because of spoilers.
Sürükleyici olmuş. Kitap Türkiye'de bir vakıf ve hükümet yetkilileri aracılığıyla yapılan bir yolsuzluğu ve bu yolsuzluğu araştıran idealist bir maliye müfettişini anlatıyor. Mahfi Eğilmez'in ekonomi yorumlarını dinliyoruz yıllardır fakat bu tarz bir kitabını ilk defa okuyorum, gerçekten başarılı. Umarız devamı gelir bu kitaplarının. Ana hikaye dışında yer verdiği sanat eserleri ve yaşam tarzına yönelik yaptığı dokunuşlar da insanı araştırmaya sürüklüyor. Hayatınıza kalite katmak istiyorsanız alıp okumanızı tavsiye ederim.
Bir cinayet ile kamu'da geçen bir yolsuzluk soruşturması aynı dosyada karşılaşıyor. Yolsuzluğu araştıran maliye müfettişinin görev tanımı, raporlaması ve analizleri kitabın maliye kökenli birisi tarafından yazıldığını hisettiriyor. Cinayeti araştıran bir polis, bir savcı ve bir de gazeteci var. Özel bankacılık, google maps üzerindengeçmiş araştırması, dikkatli inceleme ve analizler derken olay toparlanıyor. Bu esnada sadece incelenen mevcut yolsuzluğu değil yolsuzluğun örtbas edilmesi için yapılan kirli işler de kitapta yerini buluyor.
Mahfi hocayı yıllardır Kendime Yazılar adlı blogundan takip ederim. Kendisi Türkiye'deki en iyi ekonomistlerden biridir. Ben de polisiye romanı yazdığını duyunca şaşırdım ama bir hikmet vardir deyip hemen sipariş verdim romanı. İyi ki de okumuşum diyorum. Yolsuzluk ve devlet kadrolarındaki kokuşmuşluğu öğretici bir şekilde çok güzel anlatmış ve bunu yaparken okuru da sıkmıyor. Türkiye'den umudunu yitirmiş gençlerin özellikle okumasını tavsiye ederim. Hiç mi iyi insan kalmadı, hiç mi umut kalmadı bu ülkede diye ben de çok sordum kendime. Romandan cevabı almış oluyorum. İyi okumalar.
Ekonomi dışında pek çok alanda araştırmaları bulunan Mahfi Hoca’dan sürükleyici bir polisiye.
Öldürülen ünlü iş adamı cinayetini; bir komiser, bir maliye müfettişi, bir gazeteci ve bir savcı gözünden irdeleyen, girişte Sherlock Holmes dokunuşları barındıran, ancak devamını getiremeyen, belli bir çapın/kalıbın dışına çıkamayan, küçük bir dünyaya sıkışmış ve yer yer tekrara düşen bir hikâye. En başarılı kısmı sanırım temponun arttığı finali.
İmlâ ve noktalama hataları da yer yer göze batıyor.
A great book about the vicious cycle of turkish bureaucracy and politics being intertwined and affecting “good people”s will to thrive.
I already am a fan of Mahfi Hoca’s economics blogs and books, his murder mystery fiction did not disappoint 🙏
My only comment would be on how much the book revolves around male characters and we only get to see the women through their eyes. Hale could’ve had at least a chapter dedicated to her, in my opinion.
I also appreciate this book made me laugh and sigh a lot, and felt Murat’s frustration in my bones. Great book overall ✨
Türkiye’de yaşayan ve gündemi takip eden her yetişkinin tahmin edebileceği ve aşina olduğu, akıcı kurgusu ile hızlıca okunabilecek bir hikaye. Başkomiser ve savcı gibi karakterlerin TRT spikeri gibi düzgün Türkçe konuşmaları biraz eğreti dursa da Mahfi Bey’in ilk polisiye romanı olmasından ötürü yüksek olmayan beklentimi aştı diyebilirim. Mutlaka okunması gereken bir roman mı? Hayır. Okurken keyif alır mısınız? Evet. Devamını bekliyorum.
Mahfi Eğilmez'in çok açık bir anlatımı olduğunu zaten biliyorduk, bu kitapta insan ruhundan anladığını da görmüş olduk. Farklı sosyal statülerdeki insanların hayatlarının detaylarını, akıllarından geçen düşünceleri, davranış şekillerini çok iyi yorumlamış. Yine farklı kademelerdeki memurların iş hayatlarını da çok gerçekçi şekilde anlatmış. Bazen verdiği fazla detaylar bir senaryo okuyor hissi uyandırdı. Filme uyarlanması da söz konusuymuş zaten. Kurgusu ve seçtiği konu güzeldi. Hocanın emeğine sağlık.
Kitabi cok begendim. Bir cinayeti merkezine alarak aslinda Cumhuriyet Turkiyesi’nin ne hale geldigini anlatiyor. Cumhuriyet insanlari, inlarin yasami ile ters dusen Turkiye’yi gosteriyor. Mali yolsuzluklara ve politik uzantilarina roman tadinda dginiyor. Yazardan okudugum ilk kitap. Dili sade, kurgu akici. Diger kitaplarini da okumayi istiyorum.